ilmeklediğim duygular

22/4/2009 - vav






İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.

İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.

Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.

O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır
.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

17/4/2009 - Leyla'nın Ölüm Haberi !..






Leyla'nın Ölüm Haberi !..

LEYLAYolunu yitirmiş Mecnun, çöllerde Leyla diye diye dolanıp dururken biri ona,

- A deli, Leyla öldü, deyiverdi.

- Çok şükür Allah'a, diye şükretti Mecnun.

Kara haberi veren adam şaşırdı:

- A dini imanı darmadağın olmuş zavallı! Hem onun için yanıyorsun, hem de böyle diyorsun, ayıp sana!

Mecnun'un cevabı pek hazindi:

- O ay yüzlüden, her an iyiliğini isteyip dururken ben bir şey elde edemedim, kötülüğünü isteyen de bir şey elde edemesin bari. Çünkü bir gün aya sordular "En çok neyi seversin?" diye. "Güneşin tutulup ebediyen perde arkasında kalmasını severim." cevabını verdi ay ve sonra ilave etti: "Değil mi ki onu kendi gözümden bile kıskanıyorum!"

BERCESTE

Arz-ı hal etmeye, cana seni tenha bulamam

Seni tenha bulacak, kendimi asla bulamam

(Ey sevgili! Halimi anlatmak için seni yalnız bulamıyorum. Seni yalnız bulunca da hiç kendimi bulamıyorum.)

.. İskender PALA .. 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

17/4/2009 - Sana gelmek..






Bende ki Senin,
Sendeki bana ermesidir.
Sana gelmek;
Kendine gelmek,
Aslına ermektir.

Sana gelmek;
Kuşanıp tüm güzel sözleri,
Sırtlanıp sevda hikâyelerini
Yola düşmek...
Güle düşmektir.

Sana gelmek;
Araftan cennete,
Ateşten gül bahçesine girmektir…

Sana gelmek;
Kuyudan Mısır’a varmak,
Zindandan tahta çıkmaktır…

Sana gelmek;
Gökten kınalı koçun inmesi,
Hz. Yakup’un gömleği gözüne sürmesi,
Mevlana’nın Şems’e ermesidir.
Sana gelmek;
Şeb-i Aruzdur
Sana gelmek;
Tek arzudur.

Sana gelmek;
Sensizlikten senli şehirlere yol almak,
Yokluğundan gözlerine koşmaktır,

Sana gelmek;
Toprağın suya kavuşması,
Sana gelmek;
Bahar dallarının çiçek açması,
Sana gelmek;
Bülbül’ün Gül’e ulaşmasıdır.

Sana gelmek;
Yanmaktır,
Sana Gelmek;
Ağlamaktır,
Sana gelmek;
Anlamaktır,
Ve sana gelmek;
“Vuslat Hâsıl Olunca Ayrılıktan Korkmaktır”


_alıntı_

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

16/4/2009 - ey kemankeş! durmA vur..






geceye Katran çal..

acıya hüsran..

ah... edersem tutmasın elim..

tutulsun dilim..

 

ey kemankeş! durmA vur..

nasıl sa bu sîne vurgun..

nûru düşsün düşlerin, kor olsun..

seni görmesin, kör olsun..

 

taş bassın yerime dedi gönlüne..

emri olur, başım gözüm üstüne..

 

bakmasın demiş bir daha yüZüme..

emri olur, inansın bu sözüme..

 

AlmasIn demiş adımı diline..

Vay ben ölem atın toprak üstüme..

 

Üstüme aman aman, üstüme aMan..

 

_Mustafa Cihat, Emri Olur

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

16/4/2009 - Hepsi bir, hepsi O bir, hepsi tek bir..







Kimi zaman sevdiğimizin ne olduğunu bilmeden severiz.
Ve insan henüz neyi sevdiğini bilmediği böyle zamanlarda O’ndan başkasını sevdiğini zannedebilir:

 

Bir çiçeği, bir kuşu,

 

denizi, yağmuru,

 

gökyüzünü, yazıyı,

 

yazıyı yazanı, kalemi tutanı,

 

bir yaratılmışı hasılı.

 

Söz gelimi Leylâ Mecnun’u, Şirin Ferhâd’ı, Züleyha Yûsuf’u
sevdiğini zannedebilir.

 

Oysa sevmek, en fazla, neyi sevdiğini fark etmek demektir ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir.

 

Çünkü ışığın kaynağı tektir ve kim aydınlığının kendinden menkul olduğunu iddia edebilir?

 

Her aşk O’na çıkar sonunda,
O’ndan başkasını sevmek imkansız gibidir.
Seven neyi sevdiğini bilse de bu böyledir, bilmese de bu böyledir.

 

Bu yüzden değil mi ki kendini kaybetmek gibi görünen aşk,
aslında kendini bilmek.
İstese de insan O’ndan özgeyi sevme şansı yok.
Şans sözcüğü yok lügatlarde bundan böyle,
O’ndan özgeyi sevme ihtimali yok.
Ve neyi sevdiğini bilenle bilmeyen arasındaki fark sadece bilmenin bilincinden ibaret.

 

Küçük bir biliş farkı.

 

Mülk gibi aşk da Allah’tan.

 

Ruhun da O, kalbin de O, aklın da O.

 

Tenin de O, canın da O, cismin de O.

 

Ve aradan perdeleri kaldırarak O’nu bilmek olarak tanımlanan şey,
bu seyr ü sefer, sadece O’nu bilmeyi bilmenin sancısından ibaret.

 

Sevginin yanılgısı yok.
Yanlış olan neyi sevdiğini bilmemek ve yolu yanlış çizmek.
Hangi kaynaktan geldiğini suyun, hangi dağın üstünden döküldüğünü aydınlığın, bilmemek.
Bilmemek yanlış kılar sevgiyi.

 

Züleyha ki Yûsuf’u sevdi, ibtida, neyi ve kimi sevdiğini bilmedi.
Sonra aşkın kaynağını bildi, Yûsuf’u değil, Yûsuf’ta tecella eden nuru sevdiğini fark etti.
Yûsuf da, ki rüyasında güneş, ay ve on bir yıldız ona secde etmişti, bir kuyuya atılmış ve kendisine zindanda rüya yorumu verilmişti, önce aşkın kaynağını bildi sonra nurun Züleyha suretinde tecellâ ettiğini fark etti.

Biri suretten nura yükselirken diğeri nurun surette tecellâ ettiğini idrak etti.

 

İşte bütün hikâye:
Kim düştü kuyuya, Yûsuf mu, Yakub mu, Züleyha mı?
Zindan kimin kaderi, Yûsuf’un mu, Yakub’un mu, yoksa Züleyha’nın mı? Yûsuf, Yakub ve Züleyha yok aslında.
Hepsi bir, hepsi O bir, hepsi tek bir.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

15/4/2009 - ..::çek perdeyi::..








Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

15/4/2009 - ::..Kaldırımlar::..






Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

15/4/2009 - ..::BİR RÜYA UĞRUNA BEN DİYAR DİYAR::..




Yeryüzünde yalnız benim serseri,
Yeryüzünde yalnız ben derbederim.
Herkesin dünyada varsa bir yeri,
Ben de bütün dünya benimdir derim.

Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,
Aradım bir ömür arkadaşımı.
Ölsem dikecek yok mezar taşımı;
Halime ben bile hayret ederim.

Gönlüm ne dertlidir ne bahtiyar;
Ne kendisine yar, ne kimseye yar,

BİR RÜYA UĞRUNA BEN DİYAR DİYAR,
GÖLGEMİN PEŞİNDEN YÜRÜR GİDERİM..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

11/4/2009 - ..Bir açılsa o kapı..




..Anahtarı bizde..

 

..Açıp açmamak elimizde..

 

..Herkese açılmaz bu işte..

 

.."İtikat" şart, bu anahtar elinde ise..

 

..Bir açılsa o kapı..

 

..Güllerden gül beğen kendine..

 

..Ve o gülleri kokla..

 

..Salavat getir o Resûl-i Ekrem'e..

 

..Sen bu isen..

 

..Ne mutlu o güzel beşere..

 

 

..Kenetlenmeli artık eller birbiriyle..

 

..Ve yürümeli mutlu geleceğe el ele;

 

.."ALLAH bir, Peygamber bir, din bir.."

 

..Deyip gürlemeli herkes gönülden bi sesle..

 

Kalpler,Allah’ın yarattığı en mukaddes mekanlar.


Nasıl ki kabeye gitmeye yollar var ve bir kapısı var kabenin,


İnsanın kalbine giden yollar ve kapılar da var…


Biz basitleştirdik bu yolu ve insanın kalbine giden yol mideden geçer dedik.


Ya kapılar!..

Bu kapıları açacak anahtarlarımız da var mıydı çantamızda sakladığımız?

Yoksa unuttuk mu anahtarları ve kapıları?

Maharetli çilingirleri de işsizliğe mi terk ettik?

 

Her insanın kalbine giden bir yol vardı aslında.

Doksan dokuz kapı kapalıysa da bir kapı açıktı,ama biz hiç zorlamadık!


Kainatın efendisi(sav)Ebu Cehil in kapısını defalarca zorlamadı mı?

Ve bir gün Ebu Cehil Efendimize(sav):

“Ya Muhammed(sav)eğer Sen vazifeni yapmaya çalışıyorsan ,ben şahidim söyle Rabbine

Sen görevini yaptın ve biliyorum ki Sen peygambersin, ama neden SEN?”

Diye kalbindeki mührü söylüyordu.

“NEDEN SEN” di çıkmazı,paslı kilidi..

 

Kalpler Allah ın elindeydi ve O isterse ancak insanlar hidayete ererdi.


İnsan kapattı kalp kapılarını ve artık açılmamacasına mühürlendi kalpler.

Nemrut ilahlık iddiasıyla kapattı kapattı kalbini.

İbrahim(as)açmayı denese de hiçbir anahtar kar etmedi.

Kalbini kilitlemişti ama burnundan giren topal sineğe beynini kilitleyememişti.

 

Tarih tekerrürden ibaretti ve Ebu Cehiller,Nemrutlar,Firavunlarla doldu dünya.

Nefs_i emaremiz kapattı kapılarını,ve kilitledi bin bir hileyle ardından.

Sonsuz acizliği ve fakirliğiyle bizler;dualarımızı,samimiyetimizi ve niyetlerimizi

Altın anahtar yapmaktan başka çaremiz yok.

Evet kapılar çok, yollar zorlu.

Ama birisinin anahtarı olmadı diye doksan dokuzundan vazgeçmek olur mu?

Mühürlü kalpler çoktu ama bizler neden maharetli çilingir olmaya heveslenmeyelim?


Kalpler,Allah ın yarattığı en mukaddes mekanlar..

Ve kalpler yalnız O nu anarak tatmin olur..

Dua ve selam ile…

 

 

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

değil mi ki susmak en çok söylemekti....

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss

Kategoriler

Etiket Bulutu

Arkadaşlarım

vaktivisal
Blogcu Yardım
vuslatirana
eyinsan
sonsuzruh
Ahmet KATIN